Arzu AKÇURA, Director (YMM) – International Tax

Bir önceki yazımda ana hatlarıyla yer vermeye çalıştığım üzere, Yapı II - Küresel Asgari Vergi (“Pillar II - Global Minimum Tax)”) yaklaşımı çok uluslu şirketlerin kazançlarının faaliyette bulundukları tüm ülkelerde asgari bir oranda vergilenmesini sağlayacak kurallar zincirine dayanıyor. Yaklaşım, konsolide gelirlerinin 750 mn EUR ve üzerinde olan tüm çok uluslu şirketlerin bu kapsama alınmasını öngörüyor. Dolayısıyla, bu kapsama giren çok uluslu şirketlerin halihazırda kazançları bu oranın altında vergileniyor ya da vergiye tabi değil ise, söz konusu küresel asgari vergiye tabi olacak. Çok uluslu şirketlerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, transfer fiyatlandırması kapsamında raporlama yükümlülüklerinden biri olan ülke bazlı raporlama için belirlenen sınırlamaya paralel ve yine benzer şekilde bir önceki yılın konsolide gelir tutarına göre belirlenecek.

Öngörülen vergileme mekanizması esasında hiç de yabancısı olmadığımız ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer verilen Kontrol Edilen Yabancı Kurum Kazancı müessesine benziyor. Şöyle ki, asgari küresel verginin altında efektif vergi yüküne tabi iştirak kazançları, nihai ana işletmenin kazancına eklenerek vergiye tabi olacak. Nihai ana işletmenin mukim olduğu ülkede söz konusu uygulamaya yer verilmemiş ise, bir sonraki ara holding şirket bünyesinde söz konusu vergileme gerçekleştirilecek.

G7 yaklaşımı ile dünyanın en önemli ekonomilerinin Maliye Bakanlarının küresel bir vergi reformu konusunda mutabakata vardıklarını açıklamaları söz konusu vergilemenin hayata geçirilmesi niyetine ilişkin çok önemli bir  işaret olmakla birlikte küresel fikir birliğinin sağlanması ve konunun  teknik yönüyle ilgili detaylı çalışmalar yapılması gerekeceği de bir gerçek. Konuyla ilgili 30 Haziran-1 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek OECD toplantısı ve önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek G20 Maliye Bakanları toplantısı bu açıdan önemli.  

Söz konusu Küresel Asgari Verginin uygulamaya konması halinde, bu uygulamanın düşük vergili ya da vergisiz ülkeler üzerindeki olası etkilerini de dikkate almak gerekecek. Bu ülkelerin bazı kritik kararlar almaları gerekeceği ortada. Eğer bu konuda bir aksiyon almayıp mevcut durumu devam ettirirlerse, lokal kar üzerindeki vergileme haklarından vazgeçerek, bu karın Kontrol Edilen Yabancı Kurum Kazancı müessesesinde olduğu gibi bir başka ülkede vergilenmesine imkan tanımış olacaklar.

Peki, bu durumda bu ülkeler ne yapabilirler?

Hiç kuşkusuz ülkelerin uygulamaya karşı verebileceği tepkiler çok farklı olabilir. Örneğin;

  • Mevcut kurumlar vergisi oranını arttırarak küresel asgari vergi oranı seviyesine yükseltebilirler,
  • Söz konusu oran artışını tüm sektör ve şirketler için geçerli kılabilirler,
  • Söz konusu oran artışını küresel asgari vergi uygulamasına tabi olacak çok uluslu şirketler ile sınırlı tutabilirler,

Ülkelerin vereceği tepkiler, uygulamanın teknik detaylarının belirlenmesi ile şekillenecek. Ayrıca, serbest bölgeler ya da teşvik edilen sektör & şirketler açısından asgari küresel verginin ne anlama geleceğinin netleştirilmesi gerekecek.

Diğer bir önemli nokta da, bu zamana kadar vergisiz ya da düşük oranlı kurumlar vergisi uygulaması ile ön plana çıkan ülkeler, mevcut kurumlar vergisi oranlarını arttırır ve bu oran artışını “genele” yaymak yönünde uygulamalarına yön verirler ise, bu ülkeleri “vergi planlaması” amacıyla kullanan şirketlerin de halihazırdaki yapılarını gözden geçirmeleri gerekecek. Dolayısıyla, küresel asgari verginin, uluslararası faaliyetleri ve yapılanmaları olan şirketlere hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkisi olacağı söylenebilir. Ayrıca, halihazırda mevzuatlarında Kontrol Edilen Yabancı Kurum Kazancı olan ülkelerde, bu vergi güvenlik müessesesi uygulamasının efektif olarak devam etmesi için tekrar gözden geçirilmesi gerekebilir.  Küresel asgari verginin hayata geçirilmesi ile özellikle “vergi cenneti” olarak bilinen ülkelerin bu uygulamaya vereceği tepkileri de yatırımcıların yakından izlemesi gerektiği ortada.

Son söz, hem uygulamadan olumsuz etkilenmesi muhtemel ülkelerin Mali İdarelerinin hem de kapsama girecek çok uluslu işletmelerin şimdiden olası senaryolar üzerinden alınabilecek aksiyonları çalışmalarında fayda var.